4 Mayıs 2015 Pazartesi

" Bahar gelmiş neyime" insanları

Hava o gün çok güzeldi. Oh mis gibiydi.  Mevsim bahardı.  Gerçi bahar kendini biraz kış sanmıyor değil.  Mevsiminde kendiyle bir sorunu vardı belki. Kahramanımızın bir kaç sağlık sorunu vardı.  Etrafından "aman ihmal etme, bizim komşunun oğlu gibi kanser falan çıkar bir tahlil yaptırmak gerek, şeker hastalığı belirtisi bu.. ay yaşında genç,  yazık vah!" Gibi uyarılara kayıtsız kalamayarak biraz oturmuş bir sistemden e-randevu almanın rahatlığıyla muayene oldu.

O kadar beklentiye girmiş,  kendini her şeye hazırlanmıştı fakat tahlilleri temiz çıktı.  Biraz beslenmesine dikkat etmesi gerekiyordu. Mutfaklara giremeyen fakat yurt dışına gönderilmesi ile gurur duyulan zeytinyağı tüketmeli,  beyaz et falan yemeliydi.

Hastahaneden çıkıp yürüdü doğa yürüyüşü yapmaya karar verdi. Patika Boyunca, ılık havayı teninde hissederken bir grup papatya gördü,  selam verdi yanlarına sokuldu.  Bir tanesini gözüne kestirip kökünden çekerken, papatya "göğsümden kalbimi kalbimi kalbimi söküyorsun" dese de, kahramanımız Hz. Süleyman'ın genlerinden eser miktarda almış olmalı ki; papatyacığın narin yakarışını duymadı.

Kahramanımız papatyayı kokladı.  Uzun süredir kendisini bu kadar duygusal hissetmemişti ki bu durum uzun sürmedi. Aklı yine atamalara,  sınavlara,  demokrasi-eşitlik kadın hakları ve malesef asgari ücrete gitmişti.. Aldı papatyayı eline bu yöneticiler ve muhalefet ve halk, bu ülkeyi "seviyor - sevmiyor, seviyor - sevmiyor.."

Depresif Polyanna

fotoğraf: lightlanaskywalker

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

eyyy yabancı.. geldiysen bir şey söyle..
en azından parmağın bir harfe basılı kalsın ki "oooooOO filanca da buradaymış" diyebilelim..