11 Mayıs 2015 Pazartesi

mısır

ayağım kayıyor.
yazdığım şeyleri insanlara yazı diye kalakalıyorum
bari şiir deseymişim
ne yazdığıma hiç mi hiç bakmadığımın kanıtı.

Ayaklarım ısınınca uyuyorum ben. Mayısa gelmişiz, ama iki üç saat sonra anca ısınıyor o yatağın içinde. Kendimle vakit geçirmeyi öğrendiğim zamanlardayım ve aynı satırda devam
etmekten
sıkılı
yo
rum

bakın şimdi sizden nefret ediyorum tam olarak şu an
metroda telefonun içine düşen ve her baktığımda hiç değişmeyen
o insan kalabalıklarından
ne farkınız var
telefonlarınızdan ve bilgisayarınızdan nefret ediyorum
size kendinizi ve günün yirmidört saat olduğunu unutturuyorlar
siz de bunu yiyorsunuz
siz biraz salaksınız lütfen kabul edin

dolmakalem birleşik mi yazılır ayrı mı
o gün o pantolonun üstüne o gömleği giymeseydin
ama kız zaten çirkindi bi şey olmaz
ben daha çirkinim ama biliyorum boşver


dudağımın üstündeki benin de mi hatrı yok
anneme ne diycem ben

ama arkadaşı da çirkindi boşver
baktım internette ne güzel çıkmış öyle
valla hayret
nasıl iş bu
boşver
ablama ne diycem ben
söyliyim gelirken iki ekmek alsın
çay da bitti

özge en azından papatyayı at dedi
dolabın kapağını açmaya üşeniyorum
yoksa bilirsin şeker kutularını da atardım
onunla mı uğraşıcam
annen beni soruyordur
ona peki babasına ne diyecek de
değdi mi


geçen babam geldi yanıma
nen var kızım dedi
anlatacak oldum
baba bacağımı kaybettim diyecektim
sol kulağımda galiba yok seni duymuyorum diyecektim
beni şizofren sanmasından korktuğumdan sustum

bunun senle alakası yok
tek bi kişiye ödetilmez organ kayıpları
lanet
iffetsiz bir kalemin borcuydu hepsi
ve ben
bisikletle
falezlerden aşağı çakılan
ve ben
denizin sadece fotoğrafını çekmeyi seven
bir türlü ona dokunamayan bir mürekkep balığı misali
kendimle çelişirken
hala
seviyorum
kalemimi.

kimseye açıklayacak bir mısırım yok
siz onu koçanıyla yiyeceksiniz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

eyyy yabancı.. geldiysen bir şey söyle..
en azından parmağın bir harfe basılı kalsın ki "oooooOO filanca da buradaymış" diyebilelim..